Babam ve Ben, Patrick Modiano’nun yazdığı, Jean-Jacques Sempe’nin resimlediği, muhteşem bir kitap. Fransız yazar Patrick Modiano 2014 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Ödülü kazanmadan önce Fransa dışında çok fazla tanınmayan yazar için İngiliz The Telegraph gazetesi “ Modiano  bizler için sümüklü böcek gibi, pek tüketmediğimiz fazla Fransız bir şeydi” demiş. Ancak kitaplarındaki yalın uslup ve hayalgücü, geçmiş gelecek sarmalındaki göndermelerle sizi çektiği dünyaya bakınca “tüketmek” için geç kalmamalı derim ben.

Bu kitabın çizeri de çok özel birisi; bizde Pıtırcık diye bilinen Petite Nicholas’nın yaratıcısı Sempe. Onun çizimleri kitabı tam bir şölene çevirmiş. Ben böyle koca koca, meşhur mu meşhur ve ödüllü adamların bütün “önemli” işlerini bırakıp çocuk kitabı yazmalarına ve resimlemelerine bayılıyorum. Modiano’nun hayatını okuyunca onun da kendi çocukluğu ve babasıyle hesaplaşması gerekiyormuş diye düşündüm elimde olmadan. Yine şu meşhur “Çocukluk hatırlanmaz ama unutulmaz da” sözünü hatırladım.

Kitabın anlatıcısı ve kahramanı Catherine, sıradan bir New York’ludur. Hayatının ilginç ya da tuhaf bir yanı yoktur. Bir kış günü New York’ta 59. Caddedeki evinin penceresinden, yönetmekte olduğu dans okulunu izlemektedir. Küçük bir kız, gözlüklerini kendisinin onun yaşlarındayken yaptığı gibi sandalyenin üzerine bırakınca bellek harekete geçer.

Dünyaya bir çift gözlüğün ardından bakan kahramanımız Catherine, bu özelliğinden ötürü kendini bir hayli ayrıcalıklı hissetmektedir. Gözlüklerini taktığında algıladığı gerçek dünya ile çıkardığında gördüğü tatlı, bulanık ve pürüzsüz dünya onu uçsuz bucaksız hayallere sürükler. Üstüne üstlük bir rüyadaymışçasına dans ettiği bu hayal dünyasını babasıyla paylaşmak, Catherine’i her şeyden, hatta ileride annesi kadar iyi bir dansçı olma arzusundan bile daha çok mutlu etmektedir.

Amerika’da yaşayan annesinden uzaktaki küçük bir kız çocuğunun “kahraman” babasıyla Paris’te geçirdiği çocukluk günleri, kimi zaman komik kimi zaman duygu yüklü anılara dönüşüyor…

Baba kız gerçek dünyanın sıkıntılarını görmek ya da duymak istemedikleri zaman gözlüklerini çıkartırlar. İnsanlar ve nesneler keskinliğini kaybeder, her şey netliğini yitirir, sesler bile giderek daha boğucu bir hâl alır. Modiano, bu dünyayı öyle güzel, sıcak ve ustalıkla kuruyor ki  sizi de gerçek dünyadan alıp götürüyor.