Deneyci

            Bu dönem süresince çocuklar, her şeyi kendilerinin yapmayı istemesiyle, ebeveynlerinin kendilerine destek olmalarını istemek arasındaki içsel ikilem içerisindedir. Çocuklar, diğer yetişkinlerin ve çocukların yaptıkları her şeyi kendileri yapmak isterler. Bazen, yapmak istedikleri şeyler gelişimsel olarak yapamayacakları ya da onlar için tehlikeli olabilecek davranışlardır. Bu durum, çocukları hüsrana uğratabilir ve sonunda öfke krizlerine yol açabilir. Krizler, bu yaşta normaldir. Ebeveynler krizler esnasında sakin kalabilmelidirler ki kriz daha da şiddetlenmesin.

Deneyciler, her şeyi denerler ve bu durum ebeveynleri ve diğer çocuklar için yorucu olabilir. Bu yaş çocukları sadece çevrelerini ve kendi becerilerini değil, aynı zamanda ebeveynlerini de test ederler. Sınırları zorlarlar ve adeta bir önceki günden hiçbir çıkarım yapmadıklarını göstermek isterler. Bu süreç boyunca çocukların limitleri zorladıkları her an, ebeveynler limitleri sürekli hatırlatmalıdırlar. Tutarlı sınırlar çocuğun güvenli hissetmesini sağlar ve uzun vadede krizlerin şiddetini azaltır.

Ebeveynler limit koymaya çalışırken, çocukların özgüvenini yaralayacak davranışlardan kaçınmalıdır. Hatırlanmalıdır ki, çocuğun davranışları ne kadar zorlayıcı olursa olsun, gelişimsel olarak normaldir. Ebeveyn, çocuğun davranışını çocuktan ayrıştırmalıdır. Çocuğun davranışı uygunsuz olabilir, çocuğun kendisi değil. Ebeveynler sakin kalmalıdır ve güvenli alternatif öneriler getirmelidir. Bu, çocuğun olumsuz davranışını azaltacaktır ve çocuğun özgüvenini zedelemeyecektir.

Bu yaşlarda, çocukların çok kuvvetli duyguları vardır, fakat daha onları kontrol etmeyi öğrenememişlerdir. Aynı zamanda, kendilerini ifade edecek olan sözcükleri de daha öğrenmemişlerdir. Bu durum, çocukların agresif bir şekilde davranmalarına yol açabilir. Çocuklar yakından takip edilmelidirler ki, anında müdahaleler yapılabilsin. Ebeveynin görevi, çocuklarına duygularını ve bu duygularla nasıl başa çıkılacağını öğretmektir. Çocuklara duygularını tanımlamak ve duygularla ilgili doğru sözcükleri öğretmek önemlidir. Kitaplar, şarkılar, resimlere bakmak ve kişisel deneyimler üzerine konuşmak duyguları keşfetmenin yollarından biridir. Bu şekilde, çocuklar kendilerini tanımlamaya ve kendileri hakkında daha iyi anlayışlar geliştirmeye başlarlar. Sonrasında ebeveynler, diğer bireylerle iletişime girdiklerinde nasıl oluşan duygularla baş edilebileceğini açıklamalıdır. Yoğun duyguları tanıma, anlamlandırma ve başa çıkma süreci uzun bir süreçtir. Tekrar ve sabır çok gereklidir.

Empati, ötekilerin duygusal durumunu anlayabilme ve onunla birlikte hissedebilmektir (Çocuklar duygusal olarak benzer hissederek bu beceriyi gösterebilirler).

Çocuklar taklit ederek ve deneyerek öğrenirler. Etraflarında yapılan her şeye ilgi duyarlar. Ebeveynler ilgilendikleri şeylere adapte olmalılardır ki çocuklar da dahil olabilsin. Yemek pişirmek bu duruma güzel bir örnektir. Çocuklar hamurla oynamaktan zevk alırlar ve kurabiye gibi şeyler yapabilirler! Ebeveynler bu durumlardan faydalanarak hem çocuklarıyla keyifli vakit geçirebilirler, hem onlara şekilleri öğretebilirler hem de sözcük dağarcıklarını genişletebilirler.

 

Bu süreç boyunca çocuklar, elleriyle ve parmaklarıyla gerçekleştirdikleri ince motor becerilerini geliştirirler. Aynı zamanda, ellerindeki işlerli gözleriyle takip etme becerisi olan el-göz koordinasyonu da gelişir. Yapbozlar bu iki beceri için mükemmel aktivitelerdir. Yapbozlar, çocukların şekiller ve yeni sözcükler öğrenmesinde ve bir görevi bitirdikten sonra başarı ve gurur duygularının hissedilmesinde yardımcı olurlar.

 

Kendilik Algısı – Bu yaşlarda paylaşmak daha yerleşmemiş bir beceridir. Zaman içinde, taklit etme, deneyimleme ve güven kavramının oluşması ile birlikte, paylaşmak da oturacaktır. Çocuklar sadece kendilerine ait olan ve başkasının dokunamayacağı oyuncaklara sahip olmak isterler. Bu durum özellikle çocuğun kardeşleri varsa geçerlidir. Buna izin verildiğinde, çocuklar saygı duyulduklarını ve değer verildiklerini hissederler. Bu durum ayrıca, kendilerine özel olmayan materyalleri paylaşmalarına da yol açabilir. Bunun yanında, bazı durumlar üzerinde kontrol sahibi oldukları hissini de hissetmelerini sağlar.

Fiziksel – Çocuklar, fiziksel becerilerini geliştirmekten çok hoşlanırlar. Küçük bir alan üzerinde dengede durmak, küçük nesneler üzerine atlamak ve tırmanmak yapmak istedikleri aktivitelerdir. Bu aktiviteler ve daha niceleri fiziksel becerilerini geliştirmelerini sağlar. Ebeveynler bu hareketlilik esnasında çocukların yanlarında olmalıdırlar çünkü çocuklar güvenlik kurallarından bu yaşlarda pek anlamazlar. Onların güvende hissetmelerini sağlamak, ebeveynlerin görevidir.

İlişkiler – Çocuklar diğer bireylerin yaptıklarını gördükleri şeyleri denemeyi severler. Çocuklar evde yapılan işleri taklit etmek istediklerinde, onları ev işleri için cesaretlendirmek gibi iyi bir fırsat ortaya çıkar. Bulaşık yıkamak, çocuğun ebeveyniyle birlikte ev işlerine yardımcı olması için iyi bir örnektir. Pek çok denemeden sonra, bu görevleri başarıyla yerine getirebilirler. Sonuçta, kimse ilk seferinde elindeki işi mükemmel yapamaz. Çocuğun çabalarını takdir etmek için olumlu geribildirimlerde bulunmak, görevlerini öğrenmek için çabalarını devam ettirmelerini sağlar. Ebeveynlerin ve çocukların ev işleri esnasında birlikte vakit geçirmesinin başka yararları da vardır. Bir taraftan eğlenirken, diğer taraftan da hayatları boyunca işlerine yarayacak becerileri kazanırlar.

Anlama – Bütün aktiviteler, bu yaş grubu çocuklar için potansiyel öğrenme fırsatlarıdır, kıyafetlerin değişmesi bile. Kıyafetlerini değiştirirken, çocuklar sayıları da öğrenebilirler. Bütün öğrenme süreçleri pek çok defa tekrarı gerektirir. Düğmeleri, basamakları, arabaları saymak hem öğrenmeyi eğlenceli kılar, hem de rutin aktiviteleri daha eğlenceli hale getirir.

İletişim – Yeni sözcükler öğrenmek yoğun bir günde bile her an her yerde olabilir. Ebeveynler bir taraftan bulaşıkları yıkamak, alışveriş yapmak, çamaşır yıkamak gibi gündelik işleri yaparken; diğer taraftan ne yaptıklarını, neler kullandıklarını çocuklarına anlatabilirler. Bu durum çocukların yeni sözcükler ve anlamlarını öğrenmelerini sağlar. Günlük rutinler esnasında çok değerli bilgiler öğretilebilir. Çocuk birkaç sözcüğü sürekli olarak tekrar etmeye başladığı zaman, ebeveyn birkaç sözcük daha ekleyebilir. Örneğin, çocuk “masa” diyorsa, ebeveyn “Masayı siliyorum.” diye genişletebilir. Bu şekilde çocuk hem yeni sözcükler hem de cümle yapısını öğrenmiş olur.