Çocukların öğrenme becerilerinin doğumdan 12 aylığa kadar nasıl gelişeceğini öğrenin. Bu becerilere şunlardır: Dil ve Okuma, Düşünme Becerileri, Öz-kontrol ve Özgüven

Bebekler insanlara, objelere ve mekanlara merak duygusu ile dolu bir şekilde dünyaya gelirler. Beslenme, bez değiştirme ve banyo gibi günlük rutinler, bebeklere eğlenmek, sevdikleri ile bağlanmak ve dünyanın nasıl işlediğini anlamak için büyük bir imkan tanır.

Erken öğrenme becerileri, bebek ile yetişkinler arasındaki gündelik anlarda kazanılmaya başlar. Birlikte kitap okumak ve bebeğinizin sesler, yüz ifadeleri, beden hareketleri ile nasıl etkileşim halinde olduğunu izlemek çocuğa dil ve okumanın temellerini verir. Çocuklar, onlara bakan yetişkinler tarafından sevildiğini ve bakıldığını hissettikçe özgüvenleri artar. Çocuğunuz üzüldüğünde ve siz onları sakinleştirdiğinizde öz-kontrolleri gelişmeye başlar (buna rağmen bu beceride ustalaşmaları oldukça zaman alır). Bebekler, düşünmeyi ve bir problem çözmeyi oyun oynarken ve dışardaki dünyayı keşfederken duyularını kullanarak öğrenirler.

Unutmayın: Eğer bir etkinlik bebeğinizin ilgisini çekiyor ve o etkinliği yapıyorsa- ve eğleniyorsa- bebeğiniz öğreniyor demektir! Çok küçük çocuklara bir şey ‘öğretmek’ gerekli değildir. Çocuklar henüz hazır değilken onlara bazı konseptleri öğretmeye iten resmi sınıflar ve diğer aktiviteler çocukların gelişimine yada okulda iyi olmalarına yardımcı olmaz. Aslında, başaramadıkları yada eğlenmedikleri bir şeyi yapmaya zorlanınca kendilerini başarısız hissetmelerine bile sebep olabilir. Bu yüzden miniğinizin erken zamanlarındaki oyunlarınızın ve kucaklamalarınızın bir hazine olduğunu sayın– bunlar çocuğunuzun büyümesi ve gelişmesi için ihtiyacı olan şeyin ta kendisidir. 

0-12 Ay arasında Dil ve Okuma Becerilerini Desteklemek

Bebeklerin konuşma ve okuma fikri oldukça inanılmaz gelebilir ama dil ve okuma becerileri doğumdan itibaren çok erken yaşlarda başlayabilir. 0-12 yaş arasında bu becerileri nasıl destekleyeceğinizi öğrenin.

Çocuğunuzu izlemek ve onun sesler, yüz ifadeleri ve beden hareketleri ile nasıl iletişim kurduğunu öğrenmek onların dili ve yazılı kelimeleri öğrenmelerine yardımcı olacak önemli bir yoldur. Çok küçük çocuklara bir şey ‘öğretmek’ gerekli değildir. Çocuklar henüz hazır değilken onları bazı konseptleri öğretmeye iten resmi sınıflar ve diğer aktiviteler çocukların gelişimine yada okulda iyi olmalarına yardımcı olmaz. Aslında, çocuklar eğlenmedikleri yada kendi yetilerinin üstünde bir şeyi yapmaya zorlandıklarında başarısız olma duyguları tetiklenir.

Erken dil ve okuma becerileri en güzel günlük– kitap okuma, konuşma, gülme, ve birlikte oynama gibi- anlarda edinilir. Çocuklar, dili  siz onla konuştuğunuzda ve onlarda sizle iletişim kurduğunda, hikayeler dinlediklerinde ve yüksek sesle şarkılar söylendiğinde öğrenirler. Çocuklar erken okuma becerilerini kitaplarla, dergi, gazete, menü gibi diğer yazılı kaynaklarla birlikte tahta ve boya kalemleri ile oynama ve onları keşfetme şansı verdiğinizde geliştirirler. Dil ve okuma, iki farklı beceriler iken, birlikte inşa edilir.

 

Yapabilecekleriniz

Bebeğinizin gelişen dil ve okuma becerilerini 0-12 ay arasında desteklemek için yapabileceğiniz şeyler:

 

  • Duygu ve deneyimlerini anlatın. Örneğin: Aç olduğunu gördüğünüzde şöyle diyebilirsiniz: Gömleğime burnunu sürtüyorsun. Bana aç olduğunu söylüyorsun. Tamamdır, süt geliyor! Bebeğiniz bu kelimeleri hemen hepsini anlamayacak olsa da sizin şefkatli, sevgi dolu ses tonunuz ve hareketleriniz ona anlaşıldığını hissettirecektir. Bu kelimeleri tekrar ve tekrar duyması, kelimeleri zamanla anlamaya başlamasına yardımcı olacaktır.
  • Bebeğinizin çıkardığı sesleri kopyalayın ve sizi taklit etmesi için motive edin.
  • Onun seslerini kelimeye dökün: Galiba oradaki köpekçik hakkında bana bir şeyler söylemek istiyorsun. Şu köpekçiğe bak. Merhaba köpekçik!
  • Bildiğiniz şarkıları söyleyin yada bebeğiniz ile ilgili şarkılar uydurun. (İyi banyolar sana, iyi banyolar sana, iyi banyolar iyi banyolar, iyi banyolar sana.) Ezginizin yada ses tonunuzun yerinde olmasına gerek yok. Bebekler bunu yargılamaz – sizin sesinizi duymaya bayılırlar.
  • Ce-ee oyununu oynayın. Bu ileride iletişim kurmanın nasıl olduğunu pratik edebileceğiniz basit bir oyundur. Bir kitabın, yastığın yada bir atkının arkasına saklanmayı deneyin. Ce-ee oyununu bebeğinizin yüzünü aynaya çevirerek ve kendi yansımanızdan uzaklaşarak oynayabilirsiniz. Aynanın önünden geri çekilin ve ‘ce-eee!’ deyin.
  • İleri-geri oyunları oynayın. Bebeğinize çıngırak yada yumuşak bir top verin. Sonra size geri verip vermediğine bakın. Oyuncağı birkaç kere değiş tokuş yapabiliyor musunuz diye bakın. İleri- geri oyunu, daha sonraki zamanlarda sohbet edebilmenin pratiğidir.
  • Bol kitap okuyun. Birlikte kitap okumak, bebeğinizin kitap okuma sevgisi geliştirmesine ve kitaplara tanıdık olmasına yardımcı olur. Sesli okuma çocuğun kelime dağarcığının gelişmesine yardımcı olurken yeni kelimeler duyma ve anlamlarını öğrenme şansı verir.
  • Kitapları bebeğinizin günlük rutininin bir parçası olarak kullanın. Öğle uykusu yada gece uykusundan önce okuyun. Banyoda plastikten yapılmış kitaplar verin.
  • Otobüsü beklerken kitap okuyun. Zamanın çabuk geçmesi için doktor muayenesine kitap götürün.
  • Eğlenceli bir şekilde kitap okuyun. Bebeğinize okuduğunuz hikayedeki farklı karakterler için farklı sesler kullanın. Bebekler yetişkinlerin komik olmasını çok severler ve bu kitap okumayı daha eğlenceli bir hale getirir.
  • Bebeğinizin kendi istediği şekilde okumasına izin verin. Bebeğiniz birkaç sayfada sakin durabiliyor, sayfaları hızlıca çeviriyor yada sadece bir resme bakıp okumayı bitirebiliyor olabilir. Hatta okumak yerine kitabı ısırmayı seviyor olabilir! Okuma zamanını olumlu bir deneyim haline getirmek için çocuğunuzu takip edin. Bu onun kitap okuma sevgisini başlangıçtan itibaren destekleyecektir.
  • Tekrar, tekrar, tekrar. Bebekler tekrar ederek öğrenirler çünkü bu onlara ‘şeyleri anlamlandırma’ şansı verir. Bebekler size bir kitabın yada kitaptaki bir resmin ilgilerini çektiğini söylerlerse, tekrar tekrar o resme bakmaları ve hikayeyi duymaları için olabildiğince uzun zaman verin.

Ebeveyn-Çocuk Aktiviteleri

Dil ve Okumayı Geliştirecek Ebeveyn-Çocuk Aktiviteleri

  • Fotoğraf albümü yapın. Bebeğinizin ve hayatındaki önemli kişilerin fotoğraflarını 4×6 lık kartlara yapıştırın. Sol üst köşesini delin ve kartları kısa aralıklarla birbirine bağlayın. Kitabı bebeğiniz ile paylaşın. Sevdiği kişilerin fotoğraflarını görmeye ve onlar (ve kendileri!) hakkında bir şeyler duymaya bayılacaklar.
  • Yeni dokulara dokunun. Küçük kare kumaşları bir araya getirin (dantel, pamuk, kadife, naylon, vb.). Bir delik açık bir kurdele ile kumaşları birbirine bağlayın (aynı zamanda köşelerinden birbirlerine dikilebilirler.) Bebeğinizin ‘kumaş’ kitabına dokunmasını sağlayın ve onla farklı kumaşların nasıl hissettirdiği ile ilgili konuşun. Bebeğinizin favori bir sayfası var mı?
  • ‘Parmak oyunu’ şarkıları söyleyin. Bu şarkılar parmak hareketleri ile söylenen şarkılardır. Parmak oyunları çocukların parmaklarının kas gücünü ve koordinasyonlarını geliştirmelerine yardım eder, bu ilerde yazmayı ve çizmeyi öğrenmelerine yardımcı olur. (Örnek: Baş parmağım neredesin?)
  • Bebeğiniz ile yapacağınız etkinliklerle ilgili önemli şey aktivitelerin ikiniz içinde eğlenceli olmasıdır. Siz eğlenirken, bebeğiniz de aynı zamanda öğrenir. Bebeğinizin çok sevdiği bir oyun yada şarkı düşünün. Bu oyunun çocuğunuzun gelişen dil ve okuma becerisini nasıl geliştirdiğini düşünüyorsunuz?

0-12 Ay Arası Özgüveni Geliştirmek

Çocukların özgüvenlerini geliştirmek için kendilerini güvende hissetmeleri gerekir. Çocuğunuzu rahatlattığınızda, ağlamalarına ve ihtiyaçlarına cevap verdiğinizde, konuştuğunuzda ve oynadığınızda kendisinin sevildiğini ve önemli olduğunu bilir. Çocuğunuzun öz güvenini gelişmesine başka nasıl yardımcı olabileceğinizi öğrenin.

Özgüvenli çocuklar etrafı keşfetmeye ve öğrenmeye açık olurlar çünkü onları seven birinin her zaman onların yanında olacağını bilirler. Bir şeyi görmek için emeklediklerinde size ihtiyacı olursa diye onları bekler ve onlar için ‘güvenilir’ alan olursunuz. Bebeğiniz yeni bir keşif yaparken –sandalyenin altına yuvarlanmış topu bulması gibi- onu keyifle izlediğinizi görmesi, onun daha da çok etrafı keşfetmesini sağlar.

Kendine güvenmek bebekleri ileriki zamanlarda  kreş ve anaokulu gibi grupların olduğu durumlara dahil olmasını daha rahat hale getirir. Ona verdiğiniz güven hissini nereye giderseniz gidin, birlikte olmadığınız zamanlarda bile, yanında taşır.

Güven hissini besleyin

Çocuğunuzun ağlama ve diğer etkileşim yollarına cevap vererek – örneğin: sakinleşmeye ihtiyacı olduğunda onu kucağa almak yada raftaki oyuncağa işaret ettiğinde oyuncağı almak- sevgi ve şefkat göstererek çocuğunuzun güvende hissetmesine yardımcı olabilirsiniz. Siz ve bebeğinizin arasındaki bu sevgi bağı onu sizden (yavaş yavaş) ayrılarak çevreyi keşfedebilmesi için kendini yeterince güvende hissetmesini sağlar. Size onun için her zaman orada olacağınıza dair güvenebileceğini öğrenmiştir. Bu güven ona özgüven verir.

Odanın karşısında ilginç bir obje gören bir bebeği düşünün.  Bebek yardıma ihtiyacı olduğu zaman yada korktuğu zaman annesinin onun için orada olacağını bilirse kendini güvende hissederek annesinin kucağından inip oyuncağa bakmak için emekleyebilir. Karşıya doğru emeklediğinde sanki ‘Hala orda mısın? Beni izliyor musun?! der gibi arkasına dönüp annesine bakar. Sonra, oyuncağa ulaştığında çok ses çıkaran bir tuşuna basar. Bebeği ürküten bu sesle bebek kendini güvende ve rahat hissetmek için annesinin yanına geri döner. Anne bebek için oradadır ve bebeğin aradığı desteği ona verir. Daha sonra annesi tekrardan yeni maceralara koyulması için motive eder.

Yapabilecekleriniz:

  • Bebeğiniz için güvenilir temel olun. Keşfetmek için gittiğinde ona kocaman sarılmak ve onun daha çok keşfetmesi için destek vermek adına orada olun.
  • Bebeğinizin sevgi ve rahatlık için verdiği sinyallere cevap verin. Bu size güvenmesini sağlar. Bakım verenlerine güvenen bebekler etrafta gezinmeye ve çevrelerindeki insanları ve dünyayı öğrenmeye dair güvende hissederler.
  • Bebeğinizin kendi ve yapabildikleri hakkında iyi hissetmesine yardımcı olun.

Kendileri hakkında iyi hissetmek ve bir şey yapma kapasitesi olduğunu görmek (Bunu yapabilirim!’) bebeğinizin özgüvenlerini geliştirecek iki önemli faktördür. Bebeğinizin güvende olduğunu ve sevildiğini hissetmesine yardımcı olmak için yaptığınız şeyler aynı zamanda kendisi hakkında iyi hissetmesini sağlar. Buna onun ihtiyaçlarına hassasiyetle cevap vermek ve onu sevgi ve şefkatle doldurmak dahildir. Bu bebeğinizin kendini özel ve değer verildiğini bilmesine neden olur ve özgüveni inşa eder. Bebekler bir işi başardıklarında yada yeni bir beceri geliştirdiklerinde ‘Bunu ben yapabilirim’ i öğrenirler. Bebeğiniz ayıyı yukarıya çıkarmak için doğru tuşa bastığında yüzündeki mutluluk ifadesini düşünün. Anne ve baba bunu fark edince ve bu problemi çözmeye çalışırken ne kadar iyi iş çıkardığını söylediğinde yüzündeki gülüşün daha da büyüdüğünü hayal edin. Bebekler hayatlarındaki yetişkinler ile olan iletişim ve oynadıkları oyunlar ile pozitif özgüven ve yetkinlik duygularını geliştirirler. Ebeveynleri ve diğer çok sevdikleri kişiler onlara şu mesajı verirler: Sen akıllısın. Bunu anlamakta çok iyisin. Seviliyorsun. Beni güldürüyorsun. Senle olduğumda çok eğleniyorum. Bu mesajlar çocuğun gelişen kendilik duygusunu şekillendirir.

Yapabilecekleriniz:

  • Bebeğinize onu ne kadar sevdiğinizi gösterin. Bir sürü gülümseme, öpücük ve kucaklama ile onu karşılayın.
  • Bebeğinizin keşiflerinden zevk alın. Anneyi buldun! Yüzümü sakladığım atkıyı çektin ve işte buradayım!

Bebeğinizin problem çözümünde başarılı olmasına yardım edin.

Bebeğinizin yerine bir şeyi yapmak yerine onun bir görevi tamamlarken ihtiyacı olan desteği sağlayarak onun özgüvenini doyurabilirsiniz. Yani bebeğiniz bir problem ile karşılaştığında-bir kutunun içine küçük kareyi geçirmeye çalışırken-  hemen atlamaktansa geride durun (Biliyorsunuz ki acı yoksa kazanç yok.)

Yapabilecekleriniz:

  • Bir işi tamamlamak için çocuğunuza ellerinizle destek vermek, mesela küçük daireyi daire olan delikten ittirmek yada ayakta durmaya çalışırken onu ellerinden yukarı kaldırmak gibi.
  • Çocuğunuzu ‘yeterince’ zorlayabilecek etkinlikler göstererek aktivite-temelli destek vermek. Bu demek oluyor ki etkinlikler ilgisini çekecek kadar zor olacak ama üzerinde ustalaşabilmesini sağlayacak. Örneğin, bebeğiniz oyuncak figürlerinin yukarıya çıktığı oyuncağın tüm tuşlarına nasıl basacağını öğrendiğini düşünün. Bir dahaki sefere ona hayvanları dışarı çıkaracak tuş yerine başka gereçlerin olduğu bir oyuncak verin.
  • Bebeğiniz bir iş üzerinde çalışırken, kelimelerinizi ve yüz ifadelerinizi kullanarak ona duygusal destek sağlayın. O kutunun üstüne çıkabilmek için çok uğraşıyorsun! Bu aynı zamanda başardığında onun mutluluğunu paylaşıyorsunuz demektir.

Rol model olun

Sizin tepkileriniz önemlidir. Çocuklar hayatlarında önemli insanları – öncelikle sizi – izleyerek ve taklit ederek öğrenirler. Çocuğunuzla birlikte bir durumun içine girdiğinizde yada yeni bir insanla tanıştığınızda sizin tepkilerinize bakar. Eğer rahat, kendine güvenen ve mutlu görünürseniz bebeğinizin iyi ve güvenilir bir yerde yada insanlarla olduğunu bilmesine izin verirsiniz.

Bebeğiniz ile olan ayrılıklarınızı düşünün. Siz ona kocaman bir kucak ve öpücük verdiğinizde, enerjik bir tonla onun harika vakit geçireceğini söylediğinizde, kendini güvende hissetmeye ve sizden ayrılmak için kendini ayarlamaya daha yatkındır.

Eğer siz ona güle güle derken endişelendiğinizi ve üzüldüğünüzü gösterirseniz onun ne kadar farklı hissedeceğini düşünün. Bebekler yüz ifadelerinizi, sesinizin tonunu ve onları tutarken vücudunuzdaki gerginliğin seviyesini yorumlama da oldukça ustadırlar.

Kendine güveni modellemedeki diğer bir yol ise zorlu bir durumla karşılaştığınız zamanlardır – çocuğunuzun yeni oyuncağının parçalarını bir araya getirme de sorun yaşamanız gibi. Çocuğunuz sizin sakin kaldığınızı ve vazgeçmediğinizi görmesi onun da karşılaştığı zorluklarla başa çıkarabileceğini gösterir.

Yapabilecekleriniz:

  • Kendi tepkilerinizin farkında olun. Çocuğunuzun farklı durumlarla nasıl başa çıkabileceğini gösterecek şekilde hareket edin.
  • Özgüveni ve dayanıklılığınızı zorluklarla karşılaştığınızda modelleyin. Çocuklar sizin örneklerinizle öğrenir.

Bebeğinizle günlük rutinlerinizi oluşturun.

Ne beklediğini bilmek küçük çocuklara kendini güvende, yetkin ve kendi dünyalarının kontrolünde olduğunu hissettirecektir. Bu yüzden günlük rutinlerinin her gün aynı zamanda aynı şekilde olması yararlıdır. Örneğin, banyodan sonra masal anlatma gelir, sonra ninni, ve ardından yatma zamanı. Çocuklar etkinliklerinin sırasını bildikleri zaman değişimler için hazırlıklı olabilirler. Ve bundan sonra ne gelecek diye endişelenmelerine gerek kalmayınca çocukluğun en önemli işleri olan oyuna, öğrenmeye, ve sizle bağ kurmaya daha çok odaklanabilirler.

Yapabilecekleriniz:

  • Bebeğinizin rutininin değiştiği zamanlar için plan yapın. Her zaman rutinin planlandığı gibi gitmediği zamanlar olacaktır – mesela büyükannenin evine ziyarete gitmek gibi. Bu zamanları önceden planlayın. Eğer çocuğunuzun deneyimini aynılaştırabiliyor yada sabit hale getirebilmesine yardımcı olabiliyorsanız, yemek ve uyku gibi rutinler daha kolay olacaktır. Örneğin, yemek için tanıdık bir önlük, kaşık ve kase; uyku vakti için sevdiği oyuncakları, kitapları ve uyku örtüsünü getirebilirsiniz.
  • Bazı geçişlerin bebeğiniz için özellikle zor olduğunu kabul edin. Her şeyi doğru yaptınız – harika bir rutin düzenlediniz ve istikrarlı bir şekilde rutine sadık kaldınız- ama bebeğiniz hala isyan ediyor. Uyku zamanı genellikle bunlardan biri olur. Geceleri ayrılmak – sevdiklerine uzun süreliğine bay bay demek – küçük çocuklar için zor olabilir. İyi geceler’ i pozitif ve enerjik bir tonda söyleyeceğinizden emin olmalısınız (çocukların nasıl hissetmek ve tepki vermek için izlediğini unutmayın). Sizin için bir yedek eleman ve çocuğunuz için kendini sakinleştirecek bir kaynak olarak bir ‘ayıcık’ çok yardımcı olabilir. Onu orada tutun, gittikçe daha da kolay olacak. İkiniz içinde.
  • Esnek olun. Rutinler önemli olsa da, onların kölesi olmayın. Eğer güzel bir yaz akşamı günbatımını izlemek isterseniz, gidin ve çocuğunuzu uykudan önce yürüyüşe çıkarın. Anılar, (hem çocuğunuz hem sizin için) ufak sıradışı kaçamaklardan oluşur.

Çocuğunuzun bir şeyi tekrar ve tekrar yapmasına izin verin.

Çocuğunuzun, bir beceride ustalaşması için, oldukça fazla tekrar yaptığı pratiklere ihtiyacı vardır. Bebeğinizin çıngırağı en sonunda tutup ağzına götürdüğü anda sergilediği gururu düşünün. Bebeğiniz bunu pratik ederek başarmıştır. Bebeğiniz, kendine değer ve özgüven duygularını zorlukların üstesinden gelerek geliştirir.

 

Yapabilecekleriniz:

  • Sabırlı olun. Tekrar, yetişkinler için sıkıcı olsa da bebekler için hayret verici ve kritik öneme sahiptir. Aynı arabaya bakmaktan yada bir süre aynı çıngırağı ağzında tutmaktan oldukça memnun kalabilirler. Bu yüzden bebeğiniz yeni bir şeye hazır olana kadar (oyuncağı düşürebilir, bir nesneden kopup başka bir yere bakabilir yada gidebilir, öfkeli sesler çıkarabilir, vb.) bebeğinizin liderliğinde onu takip etmeyi hatırlamak çok önemlidir.
  • Bebeğinizin ilgi alanlarını yeni şekillerde keşfetmesine yardımcı olun. Bebeğiniz mutfak dolaplarını açıp kapamaktan hoşlanıyor mu? Aynı deneyimi sağlayan başka objeler verin: üstü açıp kapanan karton kutu verin, altında ne olacağını keşfedebileceği bir örtü. Bebeğiniz becerilerini farklı şekillerde araştırınca bir şeylerin nasıl işlediği hakkında daha çok öğrenmiş olur.

 

Yapabilecekleriniz:

Çocuğunuzun öz farkındalığının gelişmesine yardımcı olun.

Kendi hareketlerinin sonuçlarını gösterin.

‘Oyuncakları kaldırdın. Bu anneyi mutlu etti. Şimdi uyumadan önce kitap okumak için zamanımız var.’

Çocuğunuzun büyüdükçe nasıl biri olduğunu anlamasına yardımcı olun.

‘Yeni şeyleri denemek bazen seni korkutabilir. Bazen onları kontrol altında tutmak zor olabilir.’

Böyle bir farkındalık, dış dünyadaki şeyleri başarılı bir şekilde yönetebilmek için kendileri hakkında bildiklerini kullanmalarına yardımcı olur.

Çocuğunuzu dili kullanmak için destekleyin.

‘Büyük yapboz parçasına mı küçük parçaya mı bakıyorsun? Başka bir yeri denemeye ne dersin?’

Yön teklif edin

Mesela yapboz parçasını almak ve onu çevirmek gibi. Böylece onun için parçanın nereye uyacağını görmek daha kolay olur.

Olumlu adımları belirtin.

Örneğin, çocuğunuzun bir parçayı farklı bir yapboz yer için (uymasa bile) denediğini fark etmek.

Süreci fark edin

Çocuğunuza yardım ederken yapbozu bitirmeye nasıl yaklaştığını görün: ‘Bak, bir parçayı daha buldun. Şimdi yerleştireceğin sadece iki parça kaldı ve yapboz bitmiş olacak.’

Çıkan sonuçtan çok sürece odaklanın.

Örneğin, kutulardan yaptığı kuleyi daha da uzun yapmak için ne kadar çok uğraştığını ona gösterin.

Çocuğunuzun gelişimini gösteren bir fotoğraf albümü oluşturun.

Örneğin, önce küçük kuleler yapabildiği fotoğrafları çekin sonra gökdelen gibi yaptığı kulenin fotoğrafını çekin.

Çocuğunuz için zor olduğunu düşündüğünüz şeyleri temel alarak adımları planlayın.

Örneğin, eğer çocuğunuz kaydıraktan kaymaktan korkuyorsa güvenilir olduğunu göstermek adına önce siz kayın yada en sevdiği peluş hayvanı yada oyuncak bebeği kaydırın. Sonra kaydırağın merdivenlerini tırmanırken ona arkasında durup kaymayı teklif edin. Sonra sizin kucağınıza oturup kayıp kaymadığını görün daha sonrada elini tutarak tek başına kaydırın. Bu süreçte ona inandığınızı bilmesini sağlayın. Aynı zamanda henüz tek başına kaymaya hazır değilse sorun olmadığını net olarak gösterin. Ne zaman tekrar denemek isterse onu desteklemek için yanındasınızdır.

Çocuğunuz bir zorlukla karşılaştığında ona anlayış ve empati gösterin.

‘Meyve suyunu dökmeyi denedin. Aferin sana. Bazıları bardakta. Bazıları döküldü. Kendi kendine dökmeyi öğrenirken böyle olabilir. Hadi süngerle temizleyelim.’

Bu çocuğunuzun mükemmel olmasa da sorun olmayacağını bilmesini sağlar ve bir şeyler planlandığı gibi gitmediğinde başa çıkma yöntemleri geliştirmesine yardımcı olur.

Sürekliliği modelleyin.

Sürekliliği ve kendine güveni modellediğinizde çocuk bunu da öğrenir. ‘Bu kavanoz açılmıyor! Çok sinir bozucu. Anne başka ne deneyebilir? Aa biliyorum, ya sıcak suyun altına koyarsam? Bunun yardım ettiğini duymuştum.’ Sonra, açmayı başardığınızda: ‘Anneye aferinnn! Vazgeçmedim. Başardım!’

Bu çocuğunuzun nasıl dayanıklı olduğunuzu  ve zor durumlarla başa çıktığınızı gösterir.

Kendine olan güveni yeni durumlarda modelleyin.

Çocuğunuzla birlikte yeni bir durumla karşılaştığınızda yada yeni biri ile karşılaştığınızda, eğer sakin, güvenli ve mutlu gözükürseniz, ona güvenilir, iyi bir insanla yada yerde olduğunu göstermiş olursunuz, böylece kendini daha güvende hisseder ve kendine güvenir.

Kendine güveni destekleyecek ebeveyn-çocuk aktiviteleri

Çocuğunuzun ‘kendi başına’ yapmasına izin verin.

 Çocuğunuzun (sağlıklı seçenekler arasından) kendi ayakkabılarını seçmek, banyoda elini ve vücudunu (yakın takip ile) yıkamak, dişlerini fırçalamak (tabii ki sonrasında onun dişini fırçalama sırasını alarak) gibi ‘büyük çocuk’ becerilerini pratik etmesine fırsat verin.

Çocuğunuzun liderliğini takip edin.

Çocuğunuz ile yürüyüşe çıktığınızda ona kaldırımdaki uğurböceğini göstermek isteyebilirsiniz. Ama çocuğunuz çöp kamyonetinden daha çok etkilenmiş olabilir. Eğer çocuğunuzu takip ederseniz ve onun kendi ilgi alanını takip etmesine izin verirseniz, o desteklendiğini, sevildiğini ve önemli olduğunu hisseder; siz de onun kendine olan güvenini inşa etmiş olursunuz.

Çocuğunuzun ailenize yardımcı olmasını sağlayın.

Çocuğunuza yaş ve becerilerine uygun görevler verin. Çilekleri doğradıktan sonra ondan kaseye koymasını isteyebilirsiniz. Kurabiyesini yere düşürdüyse, yerden almasını söyleyebilirsiniz. Siz çatal bıçağı sofraya koyarken onun peçete ve kaşıkları koyarak size yardım etmesini sağlayabilirsiniz. Çocukların size yardımcı olması kendilerini iyi hissettirir ve özgüvenlerini geliştirir.

 

0-12 Ay Arasında Öz-kontrol Geliştirmek

Bebeklerin çok az öz-kontrolleri vardır ama sizin yardımınızla, bir yıl içinde öz-kontrole sahip olmayı öğrenirler.

Bebekler bilinçli olarak hiçbir kontrolü olmadıkları düşünceleri ve duyguları üzerinden kendi doğallıkları ile harekete geçerler. Kendi davranışları üzerine düşünemezler yada davranışlarını yorumlayamazlar ve arzuları ile harekete geçmekten kendilerini alıkoyamazlar. Bu kimi zaman ebeveynler için zor olabilir, mesela mızmız bebeğin ihtiyacını ve isteğini anlamaya çalışırken, uyumakta zorlanan bebeğinizle başa çıkmaya çalışırken yada kolayca rahatlayamayan bir bebeği sakinleştirmeye çalışırken. Ama sizin yardımınızla bir yıl içinde öz kontrole sahip olmayı öğrenirler.

Bebeğinizin sakinleşmesine ve rahatlamasına yardımcı olun.

Üzüldüğünde kendini sakinleştirebilme ve yatıştırabilme kabiliyeti, öz-kontrol geliştirmenin en önemli faktörlerinden biridir.  Bebeklere kendini yatıştırmalarına yardımcı olabilmenin ilk adımı bakım veren kişilerin kendilerini sakinleştirmeleri ve yatıştırmalarıdır. Dış dünya çok yoğun ve baskı verici olduğunda onu yatıştıracak sevgi dolu bir yetişkinin olduğunu bilmek, bebeğin öz-kontrol ile olan ilk deneyimidir. Ebeveynler bebeklerinin ağzına emzik koyar, uykuya dalmasına yardımcı olmak için sevimli bir nesne (oyuncak ayı, mendil, battaniye) verir, bebeklerin günlük ihtiyaçlarını karşılamak üzere onların yüz ifadelerini, beden hareketlerini ve ağlamalarını anlamak için uğraşır. Bu sevilme ve anlaşılma hissi, çocuğa duyguları ile sağlıklı bir şekilde başa çıkması için gerekli güven temelini verir.

Yapabilecekleriniz:

  • Sakin kalın. Bebeğiniz kontrolü kaybettiğinde siz sakin olursanız ona öz-kontrolü öğretirsiniz. Bu kendisini güvende hissetmesini ve sizin – zor zamanlarda bile- onu desteklemek için hep yanında duracağınızı bilmesini sağlar. Aynı zamanda, güçlü duyguları yönetmeyi ve sakin durmayı ona modellemiş olursunuz.
  • Bebeğinize öz-kontrolünü geri kazanmak için temel araçları verin. Bebeğinizin bazı problemleri kendi kendine çözmesi için yeterli miktarda yardım sağlayın. Emziğini ulaşabileceği bir yere koyun yada biraz daha büyük bebeğe acıktığında yapabileceği basit bir işaret öğretin (ellerini ağzına götürmesi gibi). Emekleyen bebeğinize uykusu geldiğinde battaniyesini bulması yada oyuncağını ararken kanepenin yastığını kaldırması için yardımcı olun.
  • Bebeğinize ne yapabileceğini gösterin. Dişi kaşındığı için elinizi ısırıyorsa, elinizi çekip ‘hayır’ demek yerine, olumlu bir alternatif sunun. Çiğneyebileceği ıslak ve soğuk bir bez parçası yada yumuşak silikon diş kaşıyıcı verin. Bu tarz tepkiler, onun yanlış ile doğruyu ayırt etmeyi öğrenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda enerjisine kabul edilebilir yollar ile odaklanma –okuldaki başarının ana maddesi- şansını verir.

Bebeğinizin güvende ve kontrollü olması için bir rutin oluşturun.

Günlük rutinler her gün aynı zamanda aynı şekilde olan etkinliklerdir. Örneğin, banyodan sonra masal anlatma gelir, sonra ninni, ve ardından yatma zamanı. Rutinler bebeklerin dünyanın anlam kazandığı ve organize bir yer olduğunu anlamalarına yardımcı olur. Bir sonraki şeyin ne olacağını öğrenmelerine yardımcı eder. Ve bu durum, kendilerini güvende hissettirir. Rutinler, bebeklerin zor zamanlarla başa çıkmalarına yardımcı olur – örneğin kendi dünyalarında yeni bir değişim olduğunda. Bir çeşit aksama ve bölünme olduktan sonra ‘normale dönebilme’ kapasitesi öz-kontroldür.

Yapabilecekleriniz:

  • Çocuğunuzun neden kontrolü kaybettiğini anlayın. Sinirinin bozulmasına sebep olan belli bir zaman yada özel olarak deneyimlediği bir şey var mı? Eğer bu özgün stres faktörünü belirleyebilirseniz, çocuğunuz için zorlayıcı olan zaman ve durumları tahmin edebilirsiniz. Böylelikle kriz anlarını en aza indirgemek adına günlük rutini yada bulunduğunuz çevreyi değiştirebilirsiniz. Örneğin, eğer bebeğiniz gürültü ve kalabalığı sevmediğini biliyorsanız, dışarı çıkarken sevdiği bir nesneyi yada atıştırmalığı yanınıza aldığınızdan emin olun. Gezmeleri gün içindeki en iyi saatlerde (aç ve uykusuz olmadığı zamanlar) planlayabilirsiniz. Dışarıdaki zamanınızı olabildiğince kısa tutmaya çalışın.
  • Bebeğinizi yatıştırmak için bazı rutinler edinin. Örneğin, oyun zamanı genelde eğlenceli, gülünç ve aktif olur ve bebekleri çok heyecanlandırabilir. O yüzden aktif ve neşeli bir zamandan sonra sakin bir şekerleme rutini çocukların yatışmasına yardımcı olur. Çocuğunuzun rüyalar diyarına geçiş yapmasına yardımcı olmak için bebeğinize mis gibi kokan bir losyonla masaj yapabilir sonra hafif bir kitap okuyup ninni söyleyebilirsiniz.

 

Bebeğinizin mizacına uyum gösterin.

Çocuğunuzun mizacı- dünyaya kendisine özgü yaklaşımı- öz-kontrolünü nasıl (ne hızla) geri kazandığını etkileyebilir. Mizaç özellikleri bebeklerin duygularını ve dürtülerini nasıl yönetebileceklerini şekillendirir:

  • Genel duygu durumu (Çocuğunuz sıklıkla pozitif mi yoksa negatif mi?)
  • Yoğunluk (Çocuğunuz uyaranlara hangi şiddette tepki veriyor)
  • Adaptasyon (Çocuğunuz değişikliklere ve zorluklara ne kadar uyum sağlayabiliyor?)

Daha negatif duyguları, şiddetli tepkileri olan ve/yada esnek ve uyumlu olmayan çocuklar öz-kontrol geliştirirken daha zor anlar yaşarlar.  Bu bebekler daha çabuk üzülmeye ve kızmaya yatkındırlar ve sakinleşmek için sizin yardımınıza daha çok ihtiyaç duyarlar. Bu onların mizaçlarının yanlış yada kötü olduğu anlamına gelmez. Tepkileri çok güçlü olduğu için yoğun olan duygularını ve etkileşimlerini yönetmeyi öğrenmeleri zaman alır.

Bebeğinizi izlemek ve kişiliğini ve mizacını tanımak, bebeğinizin ihtiyaçları, gücü ve tercihleri ile ilgili önemli bilgiler verir. Ona nelerin ‘fazla’ geldiğini, hangi durumları zorlayıcı bulduğunu öğrenirsiniz. Öz-kontrolünü kazanmak için nelerin işe yaradığını öğrenmeye başlarsınız. Emzik mi, uyku ayıcığı mı, birinin kollarında kucaklanmak mı, sarınıp sarmalanmak mı, müzik dinlemek mi?

Yapabilecekleriniz: 

  • Bebeğinizin kendisini sakinleştirmesine yardımcı olun. Bebeğiniz daha sakinse, daha çok kontrolü elinde demektir. Bebeğinizi sakinleştirmek için farklı yollar deneyin. Bazı bebeklerin fiziksel temasa çok ihtiyaçları varken–sıkı dokunuşlar ve kucaklamalar- bazıları bir etkinliğe kolayca dahil olabilirler. Bazılarının sessiz ve güvenilir alanlarından ayrılmak için zamana ihtiyaçları olur.
  • Bebeğinizin verdiği sinyalleri okuyun. Bebeğiniz ağlamaları, yüz ifadeleri ve beden hareketleri aracılığıyla sizle nasıl iletişime geçiyor? Onu izlerken bebeğinizin kendi ihtiyaçları, istekleri ve duygularını size nasıl anlattığını keşfedeceksiniz. Yorgunken gözlerini ovuşturuyor olabilir yada aç olduğunda elini ağzına koyuyor olabilir. Çocuğunuzun bu iletişim şeklini anlayabildiğinizde, onun öz-kontrolünü daha kolay geri kazanmasına yardımcı olabilirsiniz.
  • Aynı zamanda çocuğunuzun günlük ritminin ve temel ihtiyaçlarının farkında olun. Çocukların yorgunluk, açlık, hastalık ve stresle başa çıkması zordur.

 

Yapabilecekleriniz:

Sakin kalın

Bebeğiniz kontrolü kaybettiğinde siz sakin olursanız ona öz-kontrolü öğretirsiniz. Bu kendisini güvende hissetmesini ve sizin – zor zamanlarda bile- onu desteklemek için hep yanında duracağınızı bilmesini sağlar. Aynı zamanda, güçlü duyguları yönetmeyi ve sakin durmayı ona modellemiş olursunuz.

Bebeğinize öz-kontrolünü geri kazanmak için temel araçları verin

Bebeğinizin bazı problemleri kendi kendine çözmesi için yeterli miktarda yardım sağlayın. Emziğini ulaşabileceği alana koyun yada biraz daha büyük bebeğe acıktığında yapabileceği basit bir işaret öğretin (ellerini ağzına götürmesi gibi). Emekleyen bebeğinize uykusu geldiğinde battaniyesini bulması yada oyuncağını ararken kanepenin yastığını kaldırması için yardımcı olun.

 Bebeğinize ne yapabileceğini gösterin

Dişi kaşındığı için elinizi ısırıyorsa, elinizi çekip ‘hayır’ demek yerine, olumlu bir alternatif sunun. Çiğneyebileceği ıslak ve soğuk bir bez parçası yada yumuşak silikon diş kaşıyıcı  verin. Bu tarz tepkiler onun yanlış ile doğruyu ayır etmeyi öğrenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda enerjisine kabul edilebilir yollar ile odaklanma –okuldaki başarının ana maddesi- şansını verir.

 Çocuğunuzun neden kontrolü kaybettiğini anlayın

Sinirinin bozulmasına sebep olan belli bir zaman yada özel olarak deneyimlediği bir şey var mı? Eğer bu özgün stres faktörünü belirleyebilirseniz, çocuğunuz için zorlayıcı olan zaman ve durumları tahmin edebilirsiniz. Böylelikle kriz anlarını en aza indirgemek adına günlük rutini yada bulunduğunuz çevreyi değiştirebilirsiniz. Örneğin, eğer bebeğiniz gürültü ve kalabalığı sevmediğini biliyorsanız, dışarı çıkarken sevdiği bir nesneyi yada atıştırmalığı yanınıza aldığınızdan emin olun. Gezmeleri gün içindeki en iyi saatlerde (aç ve uykusuz olmadığı zamanlar) planlayabilirsiniz. Dışarıdaki zamanınızı olabildiğince kısa tutmaya çalışın.

Bebeğinizi yatıştırmak için bazı rutinler edinin

Örneğin, oyun zamanı genelde eğlenceli, gülünç ve aktif olur ve bebekleri çok heyecanlandırabilir. O yüzden aktif ve neşeli bir zamandan sonra sakin bir şekerleme rutini çocukların yatışmasına yardımcı olur. Çocuğunuzun rüyalar diyarına geçiş yapmasına yardımcı olmak için bebeğinize mis gibi kokan bir losyonla masaj yapabilir sonra hafif bir kitap okuyup ninni söyleyebilirsiniz.

Bebeğinizin kendisini sakinleştirmesine yardımcı olun

Bebeğiniz daha sakinse, daha çok kontrolü elinde demektir. Bebeğinizi sakinleştirmek için farklı yollar deneyin. Bazı bebeklerin fiziksel temasa çok ihtiyaçları varken–sıkı dokunuşlar ve kucaklamalar- bazıları bir etkinliğe kolayca dahil olabilirler. Bazılarının sessiz ve güvenilir alanlarından ayrılmak için zamana ihtiyaçları olur.

Bebeğinizin verdiği sinyalleri okuyun

Bebeğinizin ağlamaları, yüz ifadeleri ve beden hareketleri ile sizle nasıl iletişime geçiyor? Onu izlerken bebeğinizin kendi ihtiyaçları, istekleri ve duygularını size nasıl anlattığını keşfedeceksiniz. Yorgunken gözlerini ovuşturuyor olabilir yada aç olduğunda elini ağzına koyuyor olabilir. Çocuğunuzun bu iletişim şeklini anlayabildiğinizde, onun öz-kontrolünü daha kolay geri kazanmasına yardımcı olabilirsiniz.

 

Öz-kontrolü Destekleyen Ebeveyn-Çocuk Etkinlikleri

Duygular hakkında kitap okuyun.

Tüm karmaşası ile duyguları keşfeden hikayeleri bulun. Kitapları okudukça resimde ne gördüğünüzü ve farklı karakterlerin neler hissedebileceğini konuşun.

Öz-kontrolü pratik etmesini sağlayan oyunlar oynayın.

Çocuğunuzun kanepe yastıklarının üstünden tırmanacağı, bir kutu tünelinin içinden geçeceği ve peluş bir hayvanın üzerinden zıplayacağı bir düzenek hazırlayın. İpucu: Siz ‘bir, iki, üç…… başla!’ diyene kadar başlangıç çizgisinde beklemesi gerekiyor. Beklemeyi öğrenmek çocuğunuzun öz-kontrol geliştirmesine ve dürtülerini (bu durumda düzeneğe koşmaktır) yönetmesini öğrenmesine yardımcı olur.

0-12 Ay Arasında Düşünme Becerilerini Desteklemek

Bebekler sevilen ve güvenilen yetişkinler ile olan deneyimleri ve iletişimleri aracılığıyla dünyayı anlamlandırmaya başlarlar. 0-12 ay aralığında bebeğinizin düşünme becerilerini nasıl geliştireceğinizi öğrenin.

Bebeğiniz duyularını kullanarak öğrenirler. Etraflarındaki objelere dokunup ağızlarına götürerek, müzik ve sesleri duyarak, rengarenk şeyleri görerek ve büyük bir merak duygusu yaşayarak keşfederler. Çocuğunuzun en önemli erken öğrenme deneyimlerinden biri sizsinizdir. Bebekler sevilen ve güvenilen yetişkinler ile olan deneyimleri ve iletişimleri aracılığıyla dünyayı anlamlandırmaya başlarlar.

İlk yılda, bebekler çok önemli konseptleri öğrenirler. Bir çıngırağı sallayıp ses duyduğunda yada annelerinin gözlüğünü çektiğinde yapmamasını söyleyen (keskin) sesi duyduğunda neden-sonuç ilişkisini öğrenirler. Blokları iç içe geçirerek, ağızlarına alarak yada doğru şekildeki deliğe yerleştirmeye çalışarak boyut ve şekil kavramlarını öğrenirler. Kutunun içinden fırlayan palyaçonun kutusunu döndürmeyi keşfettikleri zaman problemlerin nasıl çözüleceğini öğrenirler. Yerçekimini mama sandalyesinden bir kaşık düşürdüklerinde ve nereye düştüğünü görmek için aşağıya baktıklarında öğrenirler. Objelerin sürekliliğini – göremedikleri şeylerin hala var olduğunu- cee-ee oyununu oynarken yada onu bulmanız için bir yere saklandığınızda öğrenirler.

Bebeğinizin çevreyi keşfetmesi için cesaretlendirin.

Bebeklerin insanlara ve objelere olan doğal merakları şu şekilde hareketlerine yansır:

  • Yüzünüze dikkatlice bakar
  • Ellerini, ayaklarını ve parmaklarını hareket ettirir
  • Etkileşim kurmak istediği insanı yada ilginç bir nesneye yakınlaşmak için yuvarlanır.
  • Agu sesleri çıkarır ve cevabınızı bekler
  • İlgisini çeken objeye bakar ve ulaşmaya çalışır
  • Tanıdık seslere – baba, anne, mama, atta, pış pış, bıcı bıcı, cici, vb. – cevap verir.

Bebeğinizin merakı etrafındaki insanların ve nesnelerin nasıl işlediğini anlama arzusunu yansıtır. Bebeğinizin merakını şu hareketlerde görürsünüz:

  • El ve ayak parmaklarına dokunur
  • Objeleri sallayıp vurarak ne olacağını düşünürler
  • Uzun saçları ve küpeleri çekerler
  • İlginizi çekmek için sesler, yüz ifadeleri ve jestleri kullanırlar
  • Bir şeyleri ağızlarına sokarlar
  • Bir şeylerin hareket etmesini izlerler
  • Gözleri ile ilginç sesleri takip ederler

 

Yapabilecekleriniz: 

  • Keşfedecekleri ilginç oyunlar teklif edin – farklı dokulardaki kumaşlar, toplar, dokunup karşılaştırabilecekleri tahta ve metal çubuk
  • İletişim kurma çabalarına cevap verin. Ne deneyimlediğini tanımlayacak kelimeleri kullanın: ‘Rafın üzerinde topa baktığını görüyorum. Onu senin için alayım.’
  • Keşiflerinden keyif alın. ‘Ellerini buldun! Neler yapabildiklerine bak. Onları kırmızı topa ulaşmak için kullanabilirsin.’
  • Bebeğinizin problemleri çözme ihtiyacına destek olun. Örneğin: Kutunun kapağını nasıl açacağını göstererek içindeki bloklara ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Siz yapmadan önce, onun ilk kendisinin yapmasına şans tanıyın.

Bebeğinizin gelişen hafızasını ve yeni fikirlerini anlama kabiliyetini destekleyin. Bebeğinizin hafızasının geliştiğini şu şekilde göreceksiniz:

 

  • Tanıdık yüzleri fark eder
  • Günlük rutinlere dahil olur, örneğin, uyku zamanında battaniyesini alır yada sizin yemek yaptığınızı görünce mama sandalyesine doğru emekler
  • İsmini duyunca cevap verir (kafasını döndürür/gülümser)
  • Sevdiği bir kitap yada uykuda yanına aldığı bir oyuncak gibi tanıdık bir objeye baktığında memnuniyet gösterir

 

Bebeğinizin gelişen hafızası, objeleri ve nesneleri göremediğinde hala var olduklarını öğrenmelerine de yardımcı olur. Bu kavramın adı obje sürekliliğidir. Bu becerinin geliştiğini bebeğinizin saklanmış objeleri aramaya başladığında göreceksiniz. Bu bebeğinizin objeleri hatırlamaya başlaması ve çevresinde bir yerde hala var olduğunu bilmesi sayesinde olur. Onun bildiği ve sevdiği bir bakıcı ile bıraktığınızda size isyan etmeye de başlayabilir. Çünkü bu sizin doğal olarak dışarda bir yerde var olduğunuzu bildiğindendir, geri gelmenizi ister!

 

Bu ilk sene süresince, bebeğiniz neden-sonuç (bir şeyleri yapabileceğine dair bilgi) kavramını da öğrenir. Çıngırağı salladığında ses çıkarır. Arabayı ittiğinde hareket der. Ağladığında, siz gelirsiniz. Bir şeyleri yapabildiğini öğrenmek problem çözmenin temelidir. Babamın dikkatini istiyorum. Ne yapabilirim? Ona doğru emeklerim, bacaklarından çekerim ve onla oynamak istediğimi anlatmış olurum. Bebekler bazı şeylerin olmasını sağlayacaklarını şu şekilde gösterirler:

  • Bir şey istediklerinde ağlarlar
  • Mama sandalyesinden bir yiyeceği düşürür, nereye gittiğini görmek için yere bakar, ve geri vermeniz için size bakar.
  • Yeni bir aktiviteyi tekrarlamak hoşuna gider (bir oyuncağın çıkması için bir tuşa basması gibi)
  • Çıngırağı alıp sallayarak ses çıkarır

 

Yapabilecekleriniz: 

  • Kaybolma ve geri gelme oyunları oynayın. Cee-ee oyunları oynayın. Basit nesne saklama bulma oyunları kurun. Bu bebeğinizin hafızasını geliştirir ve obje sürekliliğini öğretir.
  • Objeleri ve oyuncakları farklı yollarla keşfetmesi için çocuğunuzu cesaretlendirin. Dokunmak, vurmak, sallamak, yuvarlamak çocukların şeylerin nasıl yürüdüğünü öğrenmelerine yardımcı olur. Çocuğunuzun ne yaptığı hakkında konuşun. ‘Kamyonu ipi ile çekerek hareket ettiriyorsun!’

Bebeğinizin iyi bir problem çözücü olmasına yardımcı olun.

Bebekler, karşılaştıkları yeni objeler ve insanları test edip onlar hakkında bilgi edinerek problem çözme becerisini öğrenirler. Örneğin:

  • 7 aylık bir bebek kimi tanıdığını kimi tanımadığını anlamıştır. Bu yüzden ellerini size doğru uzatır ki onu kaldırabilesiniz ama yeni bir kişi onla konuşmak istediğinde başını sizin koynunuza gömer.
  • 11 aylık bir bebek babası onu akşam beşiğine koyduğunda güle güle der gibi el sallar. Ebeveynlerini birçok kere işe giderken el salladıklarını gördükten sonra bu olmuştur.

Problem çözme bebeklerin şimdiki zamanlarında, sonraki okul yıllarında ve hayatlarının geri kalan kısmında başarılı olmalarını sağlayan kritik düşünme becerisidir. Başlangıçta bebeklerin çözdüğü problemler basit gibi görülebilir: Tefi nasıl tıngırdatıyorum? Kutunun için fırlayan palyaçoyu nasıl çıkarıyorum? Bu çıkmazların cevabını bulmaya çalışmak birçok düşünme ve deneme-yanılma süreci gerekir. Başarılı olduklarında, çocuklar gurur ve güven duygusunu hissederler; bu onları çevrelerinden ve insanlardan öğrenmek ve keşfetmek için daha çok motive eder.

Yapabilecekleriniz:

  • Hedeflerine ulaşmaları için destek olun. Bebeğinizi dikkatlice dinleyin. Ne yapmaya çalıştığını görün ve problemi çözmesi için yardımcı olun. Eğer ilginç bir eşyaya ulaşmak için yuvarlanıyorsa onu gidebildiği kadar uzağa gitmesi için cesaretlendirin ve o eşyayı alabileceği ve keşfedebileceği bir yakınlığa getirin.
  • Problem çözme yetisini modelleyin. Kutunun kapağını açın ve blokları dışarıya çıkarın. Blokları tekrardan yerine koyun ve onun denemesine izin verin. Küçük çocuklar taklit aracılığıyla birçok şeyi öğrenirler.

Objelerdeki farklılıkları keşfedin

Bebeklerin dünyanın nasıl işlediğini anlamak için kullandıkları stratejilerden biri objeleri kategorilere göre yerleştirmektir. Çok farklı objeler arasında bile benzer özellikler fark ederler. Çiçek, çıngırak ve dedenin burnu birbirinden çok farklıdır ama hepsi elleri ile sıkıca yakalanabilir. Bebekler aynı objeler arasında farklılıkları da fark ederler.  Eğer ellerine aynı boyut, şekil ve renkte bir parça kürklü kumaş ve bir silgi verildiyse kürkü okşar ve silgiyi sıkar. Bu yüzeylerin nasıl hissettirdiği ve dokunulduğu ile ilgili fikir sahibi olduklarını gösterir (Berger, 166).

Yapabilecekleriniz:

  • Dokunma yürüyüşlerine çıkın. Birlikte yürüyüşe çıktığınızda bebeğinizin ellerini bir ağaç kütüğüne doğru uzatın. Bir kurumuş yaprağı elinizde kırıştırın ve ona sesini dinletin. Ona bir çiçeğin taç yapraklarına dokunması için verin yada onun elini gıdıklatan çimlerin üstünde gezdirin. Durun ve geçen arabaların sesini dinleyin. Ne gördüğü ve ne yaptığını konuşun.
  • Objeleri kategorize etmiş kitaplara bakın. Bebeğiniz bu objeleri nasıl ayıracağını anlamasa bile, bu etkinlikler bu beceriyi zamanla inşa etmesine yardımcı olacaktır.

Günlük etkinlikleri ‘öğretici anlara’ dönüştürün

Bebekler yeme, bez değiştirme ve banyo gibi günlük rutinlerden çok şey öğrenirler. Örneğin, banyo zamanında, dolu/boş, içerde/dışarda, ıslak/kuru gibi matematiksel ve bilimsel kavramları keşfederler. Bardakları suyla doldurmak ve batırmak çocukların boş ve dolu ve içerde ve dışarda hakkında bilgi edinmelerine yardımcı olur. Çocuğunuz plastik ördekle küvette su sıçratırken neden-sonuç ilişkisini öğrenir. Plastik ördek suyun üzerinde dururken banyo lifinin battığını görünce su yüzünde durmanın ve batmanın ne olduğunu öğrenir.

Yapabilecekleriniz:

  • En rutin işleri yapın. Bebeğinizin elbiseleri çamaşır makinesine atmasına izin verin. Alışveriş sepetine koyması için aldıklarınızı ona verin. Bezini değiştirirken vücudunun uzuvları ile ilgili bir şarkı söyleyin. Bu rutin aktiviteler büyüyen bebeğiniz için o kadar da rutin değil. Bu işler ona şeylerin nasıl yürüdüğünü öğretir.
  • Çocuğunuza günlük ‘oyuncak’ verin. Tencereye vurduğunda tahta kaşık ile metal çırpıcının nasıl farklı sesler çıkardığını görün. Bir atkının kaybolup yeniden görünmesini sağlamak adına atkıyı kağıt peçete rulosunun içinden geçirin. Bebeğinizin saçı için kullandığı fırça ile tarak arasındaki farkı hissetmesini sağlayın. Bu gibi etkinlikler çocuğunuzun objelerin özelliklerini ve işlevlerini – ki bu problem çözme becerisinin önemli bir kısmıdır- öğrenmesini sağlar.

Yapabilecekleriniz

Keşfedecekleri ilginç oyunlar teklif edin

Farklı dokulardaki kumaşlar, toplar, dokunup karşılaştırabilecekleri tahta ve metal çubuk

İletişim kurma çabalarına cevap verin.

Ne deneyimlediğini tanımlayacak kelimeleri kullanın: ‘Rafın üzerinde topa baktığını görüyorum. Onu senin için alayım.’

Çocuğunuzun keşiflerinden keyif alın.

‘Ellerini buldun! Neler yapabildiklerine bak. Onları kırmızı topa ulaşmak için kullanabilirsin.’

Bebeğinizin problemleri çözme ihtiyacına destek olun.

Örneğin: Kutunun kapağını nasıl açacağını göstererek içindeki bloklara ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Siz yapmadan önce, onun ilk kendisinin yapmasına şans tanıyın.

Kaybolma ve geri gelme oyunları oynayın.

Cee-ee oyununu oynayın. Basit nesne saklama bulma oyunları kurun. Bu bebeğinizin hafızasını geliştirir ve obje sürekliliğini öğretir.

Objeleri ve oyuncakları farklı yollarla keşfetmesi için çocuğunuzu cesaretlendirin.

Dokunmak, vurmak, sallamak, yuvarlamak, çocukların şeylerin nasıl işlediğini öğrenmelerine yardımcı olur. Çocuğunuzun ne yaptığı hakkında konuşun. ‘Kamyonu ipi ile çekerek hareket ettiriyorsun!’

Hedeflerine ulaşmaları için destek olun.

Bebeğinizi dikkatlice dinleyin. Ne yapmaya çalıştığını görün ve problemi çözmesi için yardımcı olun. Eğer ilginç bir eşyaya ulaşmak için yuvarlanıyorsa onu gidebildiği kadar uzağa gitmesi için cesaretlendirin ve o eşyayı alabileceği ve keşfedebileceği bir yakınlığa getirin.

Problem çözme yetisini modelleyin

Kutunun kapağını açın ve blokları dışarıya çıkarın. Blokları tekrardan yerine koyun ve onun denemesine izin verin. Küçük çocuklar taklit aracılığıyla birçok şeyi öğrenirler.

 Dokunma yürüyüşlerine çıkın

Birlikte yürüyüşe çıktığınızda bebeğinizin ellerini bir ağaç kütüğüne doğru uzatın. Bir kurumuş yaprağı elinizde kırıştırın ve ona sesini dinletin. Ona bir çiçeğin taç yapraklarına dokunması için verin yada elini gıdıklatan çimlerin üstünde gezdirin. Durun ve geçen arabaların sesini dinleyin. Ne gördüğü ve ne yaptığı hakkında konuşun.

 En rutin işleri yapın.

Bebeğinizin elbiseleri çamaşır makinesine atmasına izin verin. Alışveriş sepetine koyması için aldıklarınızı ona verin. Bezini değiştirirken vücudunun uzuvları ile ilgili bir şarkı söyleyin. Bu rutin aktiviteler büyüyen bebeğiniz için o kadar da rutin değildir çünkü bu işler ona şeylerin nasıl yürüdüğünü öğretir ve sevdiği insanları taklit etmeyi öğrenir.

Çocuğunuza günlük ‘oyuncak’ verin.

Tencereye vurduğunda tahta kaşık ile metal çırpıcının nasıl farklı sesler çıkardığını görün. Bir atkının kaybolup yeniden görünmesini sağlamak adına atkıyı kağıt peçete rulosunun içinden geçirin. Bebeğinizin saçı için kullandığı fırça ile tarak arasındaki farkı hissetmesini sağlayın. Bu gibi etkinlikler çocuğunuzun objelerin özelliklerini ve işlevlerini – ki bu problem çözme becerisinin önemli bir kısmıdır- öğrenmesini sağlar

 

Düşünme becerilerini Destekleyen Ebeveyn-Çocuk Etkinlikleri

Bir düzenek oluşturun.

Emeklemesi için kutuları, üstüne basması için tabureleri, üstünden atlaması için yastıkları ve altından geçmesi için küçük masaları dizin. Çocuğunuz bu düzenekte ilerlerken neler yaptığını söyleyin. Anlatmanız bu kavramları anlamasına yardımcı olacaktır.

Kırmızı / Yeşil Işık oyununu oynayın.

İki büyük daire kesin, bir tanesi yeşil kağıttan diğeri de kırmızı. Kırmızıya ‘dur’ ve yeşile ‘git’ yazın ve bunları arka arkaya bir çubuğa yapıştırın. Bu sizin trafik ışığınız. Çocuğunuzun size doğru gelebileceği bir mesafe bırakacak şekilde durun, koridorun sonu gibi bir yer. Kırmızı ışığı gösterince, çocuğunuzun durması gerekir ama yeşili görünce gelebilir. Yeşil ve kırmızı arasına başka seçeneklerde koyabilirsiniz. Çocuğunuz da trafik ışığı olmak için sırasını almak isteyecek mi diye bakın.

‘Büyük bloklarla’ büyük zihinler inşa edin.

Çeşit çeşit boş kutuları toplayın – çok büyük (koli gibi), orta boy (kıyafet yada mısır gevreği kutusu) ve çok küçük (karton mücevher kutusu gibi). Çocuğunuzun kolileri yığmasına, içini doldurmasına, üstüne basmasına ve keşfetmesine izin verin. Hangisine sığabilir? Hangisi üstüne yüklenmek için daha uygun? Büyük kolileri bir yerde ve küçükleri bir yerde yığabiliyor mu?

Yapboz yapın.

Bebeğinizin iki ayrı kopyasını çıkarın. Bunlardan bir tanesini kalın ve katlanmaz bir kartona yapıştırın ve üç basit parçaya kesin. Çocuğunuzun önünde yapbozu bir araya getirin. Çocuğunuza kesilmemiş fotoğrafı gösterin. İkisini yan yana koyun. Bekleyin ve onun ne yapacağını izleyin. Bir süre sonra yapboza dokunup onu hareket ettirecektir. Sizin yardımınızla ve rehberliğinizle parçaları bir araya getirebilecek mi?